Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu: Spor Yapın Kanser Olmayın!

13.12.2021

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanser en önemli sağlık problemlerinin başında geliyor. Fakat günlük hayatımıza fiziksel aktiviteyi dahil ederek kanser risklerini azaltmak ve kanser hastaların yaşam kalitesini iyileştirmek mümkün. Üroloji Uzmanı, ProsTATLI Hayat Derneği kurucusu ve Aktif Yaşam Elçisi Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu ile sağlıklı yaşam için egzersizin önemini konuştuk ve yaşam boyu unutmayacağımız çok değerli bilgiler edindik.

 Prof. Dr. Talha Müezzinoğlu kimdir, kısaca tanıyabilir miyiz?

 Yaklaşık yarım asır önce Manisa’nın Akhisar ilçesinde doğdum. 1985 yılında İzmir Atatürk Lisesini bitirerek Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandım. 1991 yılında mezun olduktan sonra 3 yıl köylerde aile hekimliği yaptım ve 1994 yılında Üroloji uzmanlığını kazandım. 2006 yılında Doçent ve 2011 yılında da Üroloji Profesörü oldum. 2007 yılında Laparoskopi ve 2012 yılında Robotik ameliyatları öğrenmek için sırasıyla Heilbronn-Almanya ve Emory-Atlanta üniversitelerinde çalıştım. 2017 yılında da Moskova da Blokhin Kanser Merkezinde ileri onkolojik cerrahi eğitim amaçlı çalıştım. Yüzün üzerinde bilimsel makalem var. Pek çok mesleki dernekte çeşitli kademelerde görev aldım. Özellikle Sağlıkta Yaşam Kalitesi Derneğinde Üroloji alan sorumluluğunda yaptığım çalışmalar ve 2004 yılında Türk Üroonkoloji Derneği çatısı altında kurulan Yaşam Kalitesi Çalışma grubu ve uzun yıllar bu gruptaki çalışmalarım bunların içerisinde en önem verdiğim çalışmadır. Çünkü bu röportaja konu olan kanser hastalarında yaşam kalitesi çalışmalarımın tohumu ve kaynağı bu grupta gerçekleştirdiğim çalışmalarımdır.

 Fiziksel aktivitenin önemine hem profesyonel hem de kişisel olarak değer veren bir uzmansınız. Uzmanlık alanınız Üronkoloji ancak biliyoruz ki fiziksel aktivite birçok hastalık için tedavi edici/önleyici bir etkiye sahip. Genel olarak sağlık anlamında fiziksel aktivite eksikliği bize neler kaybettirir? 

Ben yaşama hep olumlu bakan biriyimdir. Böyle de olmasını öneririm. Bu nedenle isterseniz sorunuzu da pozitif taraftan bir kez daha soralım: Fiziksel aktivite yaptığımızda neler kazanırız?

Öncelikle şunu belirteyim; dünyada ölümlerin kabaca üçte biri kalp ve damar hastalıkları, üçte biri kanserler ve kalan kısmı da diğer tüm ölümler oluşturmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarından ölümlerin de büyük kısmını kalp krizleri oluşturmaktadır. Burada sorun kalp kasında değil onu besleyen damarlardadır. Yine kansere yol açan önemli faktörlerden biri de hücrelerin yetersiz beslenmesi yani yine damar yetmezliği diyebiliriz. Fiziksel aktivite yaptığımızda ilk kazanacağımız şey damarlarımızın iyi çalışması ve kalbimiz başta olmak üzere organlarımızın iyi beslenmesine yol açmasıdır. 

Bildiğiniz gibi kanser hücreleri ile en büyük mücadeleyi aslında kendi savunma sistemimiz yapmaktadır. Başarısızlığı durumunda kanser ortaya çıkmaktadır. Organlarımızı besleyen damarların kendisi değil, içerisinde taşıdığı kan hücreleridir. Bunların bir kısmı oksijen ve glukoz taşırken (besleyici) bir diğer kısmı da askerlerimizi (koruyucu savunma sistemi hücreleri) taşımaktadır. Peki bu hücrelerimiz nerede oluşmaktadır? Evet, kemik iliğimizde. Demek ki sağlıklı bir vücut için sağlıklı kemik iliği gerekir. Peki yeniden soralım; sağlıklı kemik iliği için ne gerekir? Sağlıklı kemikler! Sağlıklı kemiklerimizin olması için de sağlıklı kaslara ihtiyacımız vardır. Bunun için de egzersiz yapmaya ihtiyacımız var. Tabi ki bir de sağlıklı beslenme ve kimyasallardan uzak durmaya…

Bu amaçla tüm sosyal medya kanallarımdan 6 yıldır sürekli yaptığım bir çağrı var #sporyapkanserolma! Bu geliştirdiğim slogan ile devamlı egzersiz yaparken video paylaşıyorum. Böylece pek çok kişi de bunları izlerken utandığını ve egzersiz yapmaya başladığını söylüyor. Tabi çok mutlu oluyorum.

“Herkesin bir SAĞLIK GÜNÜ olmalı”

 Fiziksel aktivitenin özellikle önleyici, yani hastalık risklerini büyük ölçüde azaltan faydaları konusunda, prostat kanseri risk grubunda olan kişilerde nasıl farklar yarattığını, sizin gözlem ve tecrübenize dayanarak dinleyebilir miyiz? Kanser hastalarının yaşam kalitelerini artırmak için fiziksel aktivitenin yanında dikkat edilmesi gereken başka noktalar da var mıdır?

Prostat kanseri erkeklerde ikinci en sık görülen kanserdir. İlk tanı yaşı hastaların %90’dan fazlasında 60 yaş üzeridir. Yani biz prostat kanserine yaşlanan erkek hastalığı da diyebiliriz. Yapılan hayvan deneylerinde fiziksel aktivitenin farelerde prostat kanseri gelişimini azalttığı gösterilmiştir. Bu nedenle daha genç yaşlarımızdan itibaren fiziksel olarak aktif olmalıyız ki yaşlılığımız rahat geçsin.

Prostat kanseri görülme sıklığı coğrafi bölgelerde de farklılık göstermektedir. Asya’da oldukça düşük gözlenirken, bu bireyler batıya göç ettiklerinde hastalığın görülme sıklığı batıda görülen orana yükselmektedir. Bu artışının göç eden bireylerin batı tipi yaşam şekline adapte olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Batı tipi yaşam şekli de yüksek yağlı beslenme, meyve ve sebzenin az tüketilmesi ve fiziksel aktivitenin azalması olarak tanımlanmaktadır. Yapılan çalışmalarda total fiziksel aktivitedeki artışın prostat kanser görülme riskini anlamlı ölçüde azalttığı gözlenmektedir. Bu nedenle fiziksel aktivitenin yanında sağlıklı beslenme ve tabii ki sigara başta olmak üzere kimyasallardan uzak durmak yapılabilecek en akılcı uygulamalar olacaktır. Aynı zamanda bu üç konu başlığı kanserden korunma ve mücadelede bilimsel olarak katkısı kanıtlanan, tüm dünyadaki otoritelerce yapılması önerilen uygulamalardır.  

Yine önemli bir konu prostat kanseri özellikle kemiklere saldırmaktadır (metastaz). Hastalarımızın önemli bir kısmı kemiklerin tutulmasına bağlı hareket kısıtlılığı ve kırılmalar gibi ciddi sorunlar yaşayabilmektedir. Çünkü yaşlı erkeklerde kas ve kemik yetmezliği de sıklıkla eşlik etmektedir. İşte fiziksel aktivite hastalarımızı öncelikle bu konularda korumaktadır. Türk toplumunda son zamanlarda öğrendiğimiz bir konu da D vitamin eksikliğinin fazla görülmesi. Bu nedenle sağlıklı beslenmeye ölçümleri yapılıp uzman denetiminde olmak kaydıyla bu takviyenin alınması da ek yapılacaklardan biridir.

Ama kanser konusunda ilk ne yapmalıyız derseniz herkesin bir SAĞLIK GÜNÜ olsun derim. Yani hastalanmadan kontrole gitmenizi öneririm. Aile olarak bir sağlık günü belirlemenizi, o gün hafif bir akşam yemeği sonrası ertesi gün tüm aile fertlerinin yılda bir kez genel kontrolden geçmesi olası pek çok kanseri erken tanı ile tedavi şansı sağlayacaktır. 

“Kanser tanısı aldığınız ilk gün, bundan sonraki sağlıklı yaşamınızın da ilk günü olacaktır!”

 Peki, hastalık sonrası tedavi sürecindeki yerinden de biraz bahsedebilir misiniz? 

Sadece prostat değil, kalın bağırsak ve meme kanserli hastalarda da kanser tanısı aldıktan sonra fiziksel aktiviteye başlayanlarda yaşam süreleri %60 uzamaktadır. Yine prostat kanserinde egzersiz yapanlarda saldırgan/öldürücü kanser görülme oranları ciddi şekilde azalmaktadır. 

Prostat kanserinden kurtulanlarda aerobik dayanıklılık ve ağırlık egzersizlerinin kalp-dolaşım sistemi zindeliği, kas kuvveti, fiziksel fonksiyonların devamlılığı, yaşam kalitesi ve kronik yorgunluk üzerinde olumlu iyileşmeler sağladığına dair güçlü kanıtlar vardır.

Kanser hastalarında sadece kemik ve kas kitlesi değil ruhsal durumda da bozulmalar sık görülmektedir. Fiziksel aktivite ile on hastanın yedisinde depresyonu ilaç kullanmadan tedavi edebiliyoruz. Kanser tanısında görülen depresyon tedaviye uyumu da bozduğu için yaşam sürelerini kısaltmaktadır. Ayrıca kanser ve tedavilerine bağlı en sık görülen bir başka yakınma tükenmişlik duygusudur. Yapılan çalışmalarda tükenmişliğin en etkin tedavisi olarak fiziksel aktivite gösterilmektedir. 

Vurgulamak istediğim bir konu daha var ki o da alınan tedavilere bağlı görülen yan etkilerdir. Bu açıdan da egzersiz bu yan etkileri de azaltmaktadır. 

Özet olarak; bana ait olan ama derneğime hediye ettiğim sloganımız şudur ki: “Kanser tanısı aldığınız ilk gün, bundan sonraki sağlıklı yaşamınızın da ilk günü olacaktır!”

 Celal Bayar Üniversitesi’nde görev yapıyorsunuz ancak bir de prosTATLI HAYAT Derneği adında bir sivil toplum kuruluşunun da kurucususunuz. Dernek kapsamında yaptığınız faaliyetlerden biraz bahseder misiniz?

Özellikle kendi branşımda ulusal ve uluslararası pek çok dernekte görev aldım. Dernekçilik anlamında bana önemli katkılar sağladı. Aslında üniversite öğrencilerine burs verdiğimiz ya da farklı alanlarda da kurucusu olduğum dernekler var. Ama en keyif aldığım, en çok önem verdiğim dernek prosTATLI HAYAT Derneği. Tıp alanında çok sayıda dernek var. Bunların neredeyse tamamı hekimlere yönelik hizmetler vermektedir. Yine hastalar ya da onlara destek olmak isteyenler tarafından kurulan dernekler de var. Ama her iki tarafa aynı anda hizmet eden bir dernek yoktu. O nedenle prosTATLI HAYAT Derneği beni çok heyecanlandırıyor. Tıp eğitiminde yer almayan ancak kanser hastalarınca çok önemli olan bu boşluğu doldurmayı hedefliyoruz. Amacımız tüm kanser hastalarının yaşam kalitesini arttırmak ve bu alanda eğitimler verip çalışmalar yapmak. Tabi kanser dediğimizde hekim, hasta ve hasta yakını tarafları var. Biz dernek olarak tüm taraflara eğitim ve hizmet vermeyi amaçlıyoruz. 

 Bugüne kadar birçok hastanız olmuştur. Tedavi veya önleyici olarak fiziksel aktivitenin yarattığı farkı anlatan ve unutamadığınız, ilham veren bir hikaye var mı? Bizimle gerçek hayattan bir anekdot paylaşabilir misiniz? 

Tıpta öyküler hiç bitmez, hele Ürolog hikayeleri pek meşhurdur. Ancak bir değil pek çok kez şahit olduğum bir konu var ki o da fiziksel aktivitenin bu hastalardaki müthiş katkısı. İsmini vermekte de sakınca görmüyorum. İdrar kesesinin alınacağı söylenen mesane kanserli bir hastam var: Mehmet Özyol. Hastamızın mesanesini korumayı başardık. Şu an 3-4 yıl geçti ve sağlıklı bir şekilde yaşamına devam ediyor. Mehmet beyi ben sadece belli aralıklarla kontrol ediyorum ama o beni ve derneğimizi devamlı takip ediyor. Her aktivitemizde yer alıyor ve neredeyse benden daha çok fiziksel aktivitenin önemini vurguluyor. Çünkü bu hastamız tedaviye ek olarak ne yapmam gerekiyor dediğinde o “3 altın kuralı” söyledim. Sigara dan uzak dur (evet bu kısmı bilerek emir kipiyle söylüyorum), sağlıklı beslenin ve günde 10 bin adım atın. Ben çağırmıyorum, bir şey demiyorum ama o bizi hep takip ediyor ve sloganımızın sancaktarlığını yapıyor. İsteyenler dernek web sayfamızdaki kısa mesajını dinleyebilirler (www.prostatlihayat.org).

“Spor yapmak kendinizi her zaman sağlıklı ve güçlü hissettirir”

 Peki, fiziksel aktivite ve sporun özel hayatınızdaki yerinden de biraz bahsedebilir misiniz? Spor yapmanın getirileri, ya da götürüleri, sizin için neler? 

Spor yapmanın en büyük getirisi çocuklarınıza mahcup olmamak. Oğlum baba ben futbolcu olacağım dedi, onunla futbol maçları yapabildim. Bu yıl vazgeçti basketbolcu olmaya karar verdi. Ben bu kez onunla basket maçı yapıyorum. Kızım voleybola merak sardı onunla da maç yapabiliyorum. Muhtemelen gelecek yıllarda bu tenis vb. diye devam edecek. Şaka bir yana sadece voleybol ve basketbolda profesyonel olarak yer aldım ama bunun dışında herhalde sadece çim ve buz hokeyi yapmadım. Spor yapmak her zaman kendinizi sağlıklı ve güçlü hissettiriyor. Özellikle yorucu ameliyat ya da toplantı günlerinde daha çok aktivite yapmaya özen gösteriyorum. Hızla dinlendiriyor sizi. Yaşam bazen üzücüdür bizleri zorlar ama spor yapıyorsanız anksiyete ve depresyon yanınızdan bile geçemiyor. Yaşama pozitif bakıyorsunuz. Tabi benim için bir başka konu da şu ki mesleğimiz gereği hem topluma hem de hastalarımıza da örnek oluyor ve doğru mesajı vermiş oluyoruz.

“Zaman genişleyebilen bir şeydir.Ne kadar çok çaba gösterir ve isterseniz aynı ana o kadar çok şey sığdırabilirsiniz.”

 Kariyeriniz boyunca yoğun çalışma temposuna sahip olduğunuz dönemler mutlaka olmuştur. Yaptığımız araştırmalarda topluma neden spor yapmadığını sorduğumuz zaman en çok “zamanım yok” cevabıyla karşılaşıyoruz. Sizce spora vakit ayırmak gerçekten zor mu? Bu algıyı nasıl kırabileceğimize yönelik tavsiyeleriniz var mı?

Zaman yaşamda tek satın alınamayan ve telafisi olmayan bir kavram. Ben birisinin beni ne kadar sevdiğine bana ayırabildiği zaman ölçüsünde karar veriyorum. Bu nedenle başkasına da “sevdiğinize zaman ayırın” diye tavsiyede bulunuyorum. İnsan en çok sağlığını sevmeli ve ona zaman ayırmalı. Peki nasıl? Ben eğitimle mümkün olduğuna inanıyorum. Yapılan çalışmalarda sadece doğru bilgilendirme ile hastalarda anksiyetenin %40 azaldığı gösterilmektedir. Bu konuda da bilgilendirme ve farkındalık eğitimleri, aktiviteleri olmalı. İşte Aktif Yaşam Derneği, prosTATLI HAYAT Derneği vb gibi sivil toplum kuruluşları çeşitli aktivite ve projeler geliştirerek farkındalık oluşturmalı ki Aktif Yaşam Derneği bu konuda örnek gösterdiğim ve örnek aldığım derneklerin başında geliyor. Belediyeleri şehir yapılanmasında zorlamalı bu kuruluşlar. Spor ve yeşil alanların yapılması için mücadele edilmeli. Ben bu derneklerin de bir şekilde bir araya gelerek hem eğitimler hem de aktivitelerde güç birliği sağlamaları gerektiğini düşünüyorum.

Bizim Üroloji alanında çok kullandığımız bir “işeme günlüğü” müz vardır. Kişi tüm aktivitesini 3 gün üst üste ölçer ve not alır. Böylece sübjektif olanı objektif hale getiririz. Çoğu kişi aslında normal olduğunu o sayede anlar. Bir tedavi almadan iyileşmiş olur. Bu şekilde 3 gün yapılacak bir günlük uygulaması ile kişiler günlük aktivitelerini not aldıklarında aslında ne kadar çok vakitleri olduğunu bazı saatleri ne kadar gereksiz tükettiklerini göreceklerdir. Kişisel deneyimlerim sonucunda bir gözlemim var. Zaman hızla akar, durduramazsınız; doğru ama zaman genişleyebilen bir şeydir. Ne kadar çok çaba gösterir ve isterseniz aynı ana o kadar çok şey sığdırabilirsiniz.

“Beynimiz alışkın olmayan kas kitlesini harekete geçirmeyi ilk başta gereksiz bir enerji kaybı olarak algılar. Bu nedenle İlk gereken inançtır.”

 Son olarak, gündelik hayatına hareketi dahil etmeye niyeti olan ancak henüz aradığı motivasyonu bulamayan okuyucularımıza bir tavsiye vermek isteseniz bu ne olur? Bir de prostat kanseri risk grubunda veya tedavi sürecinde olan kişiler için fiziksel aktivite reçetesi yazmak isteseniz bu nasıl olurdu?

Yeni başlayanlara en önemli önerim şu ki mutlaka yavaş başlasınlar. 2-3 ayda önerdiğimiz düzeye gelmeye çalışsınlar. Ani, hızlı, skorer sporlardan kaçınsınlar. Sağlık alanında fayda için alt sınırımız günde 30 dakika ve haftada en az 5 gün, toplamda 150 dakika aerobik egzersiz yapılmasıdır. Aerobik egzersiz demek yürüme, yüzme ya da bisiklete binmeden oluşur. Tabi kuvvet egzersizlerinin de yapılması etkiyi arttırmaktadır. 

İnsan iktisadi bir yaratık. Yaşamda en önemli şeylerden biri de enerjidir. Özellikle alışkın olmayan kas kitlesini harekete geçirmeyi ilk başta gereksiz bir enerji kaybı olarak algılamaktadır beynimiz. Bu nedenle ilk gereken inançtır. Akabinde bir zorunlu dönem olmalıdır. Ben 3-4 hafta düzenli egzersiz yapan bir bireyin, sonraki günlerde bunu kendiliğinde yapmaya başlayacağına inanıyorum. Çünkü artık bir müddet sonra vücudunuz faydasını görecektir. Tabi bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim atasözümüzü de burada hatırlatalım. Egzersize başlamak isteyenler bunu zaten yaşam felsefesi haline getirmiş arkadaşlar edinmeli, gruplara katılmalı. Ayrıca dans gibi çok güzel aktiviteler de var. İlgi alanınız ve beğendiğiniz herhangi bir aktivite ile de başlayabilirler. Grup halinde hareket etmek ilk baştaki zorunlu kısımda devamlılık ve kolaylık sağlayacaktır.

Dünya sağlık otoriteleri günümüzde egzersizin hekimler tarafından reçete edilmesi gerektiğini söylemeye başladılar bile. Manisa Büyükşehir Belediyesi ile başlattığımız “Kansere Karşı Adım Atalım” projesini aslında bu konuda kendi şehrimizde bir toplumsal farkındalık oluşturma ve hastalara reçete önerisi olarak kabul etmek gerekir. Aynı isimdeki telefon uygulamamız ile hastalarımız derneğimize kayıt oluyor. Böylece üyelerimizin fiziksel aktivitelerini takip ediyoruz. Eksiklikleri uyarıyoruz. Bu nedenle dünyanın herhangi bir yerindeki prostat kanser hastamız uygulamamızı indirip, derneğimize kayıt olup, bizi takip etmeye başlayabilir. İlk yapılması gereken sakatlığa yol açmayacak şekilde yavaş yavaş başlamaktır. Geliştirdiğimiz bir projemizde biz bunu çeşitli yöntemlerle ölçerek başlangıç düzeyine karar veriyoruz. Daha sonra da yavaş yavaş hastamızı antrene edip, günde 10 bin adıma ulaşacak şekilde bir takvim belirliyoruz. Ardından kuvvet egzersizleri de eklenmesi gerekiyor. Ama bu kısmın uzman gözetiminde yapılması daha sağlıklı olacaktır. Derneğimizin sekreteri rekreasyon uzmanıdır. Yakın gelecekte Manisa’da kanser hastalarımızla bu egzersizleri yaptıracağımız kurslar açacağız. 

Size Nasıl Yardımcı Olabilirim
Destek İkonu